akının başına gelenleri ben de duydum
yaşadıkları çok talihsiz gerçekten
ona kaç kere suratına birkaç faça atması gerektiğini
ve bu kadar da güzel giyinmemesini söyledim
beni dinlemedi
beni seviyorlar, bana değer veriyorlar deyip duruyordu
ancak insanların ilgisini sıcaklığıyla, tatlılığıyla ve dış görünüşü ile çeken birinin yaşadığı tahlihsizlikleri yaşadı
kendini koruyamadı insanların "sevgisinden"
zira sevgi tehlidiri de.
bir de bir kez sevilen
artık hep sevilmeyi arar
motora bağlar yani
o yüzden sevme sevilme konularında seçici olmak lazım
insanlar genelde karşılıksız da sevmezler
karşılığı ise biraz "zorlayıcı" olabiliyor
•
**
o gemiye açıkçası ben de binmek istemezdim
orası gerçek doğal alfaların birbirlerini tarttıkları bir yer
ki ben gemicilik hayalleriyle yaşayan biriyim
şu kesin ki
bir şansım daha olsaydı
gemici olurdum
gemicilik, gemi kaptanlığı ve mürattebat
21. yüzyılda bile milattan önceki bir hayatı tecrübe etmenizi mümkün kılıyor
müthiş bir inziva ve medeniyetten önemli bir süreliğine mutlak kopuşu kolaylıkla sağlıyor
ve okyanuzun sınırsız derinliği ve limitsizliği sizi evrene teslimiyete ve tüm kontrol duygularınızı bırakmanıza imkan veriyor
ama bizden geçti
akından da geçmiş olmalı
o artık kendine umutsuzca yeni gemiciler arayacak
kardeşlik için bir kayıp olsa da
iyi bir örnek oldu.
cin olmadan adam çarpmamak lazım.
hele hele açık denizlerde
çok daha dikkatli olmak lazım
aslında kolayı vardı, bana sorsa ona tatikler verirdim
bende bel soğuklu, aids, frengi ve çeşitli küçüklü büyüklü önemliz cinsel yolla bulaşan hastalıklar var deseydi
ondan kaçarlardı
ama onunda gönlü olacak ki
"kader mahkumu" olmayı içine sindirmiş.
bize de onun kaderine saygı duymak düşer.
cccc akın reyizin namusunun anısına ccc
bir dakikalık saygı duruşu
Bakın hayalleri Paris, gerçekleri Eminönü olan vizyonsuzlar... Bakın "Üstadım beni de yanına al" diye yalvaran sazanlar...
Size bir gerçeği, acı bir tecrübeyi anlatacağım.
Sağ kolum Akın'ı hatırladınız mı?
Hani Norveç'e "buz kırmaya" yolladığım o cengaver...
Çocuk oraya giderken "parlak" bir geleceği vardı.
Cidden "parlak" bir çocuktu...
Fazla parlakmış.
Gemideki o 2 metre boyunda,
aylardır karaya ayak basmamış,
testosteron ve balık yağı kokan Kuzeyli Gemiciler (ve aralarına sızmış Reptilianlar) de bu parlaklığı fark etmiş.
Bana geçen gün telgraf çekti. (Telefonu oturmaktan kullanamıyor).
"Üstadım... Galaktik Savaş için buz kıracaktım ama beni 'buzkıran' niyetine kullandılar. Gemi personelinin maskotu oldum, çok 'sıcak' bir ortam var... " diyor.
Çocuğu geminin "demirbaşı" yapmışlar.
Sabun düşürme şakaları orada şaka değilmiş, prosedürmüş.
Şunu o kalın kafanıza sokun: YUŞA'YA(BANA) TAKILANIN SONU BELLiDiR:
Ya benim gibi üst düzey zekanız vardır, sistemi hacklersiniz (ki yok).
Ya HAPiSHANEDE ranza arkadaşınıza masal anlatırsınız.
Ya tüm paranızı bana kaptırıp DOLANDIRILIR ve soğuk su içersiniz.
Ya da Akın gibi "parlaklığınızın" kurbanı olur,
bedeninizi (ve o malum bölgenizi) davası uğruna FEDA EDERSiNiZ.
Bizde "Hizmet" esastır.
Akın hizmetini en... "derin" şekilde ifa etti.
Artık yürüyüşü bile değişti, bir kovboy edasıyla geziyor aslanım benim.
Galaktik Savaş zayiat vermeden kazanılmaz.
Akın'ın "kestaneyi" çizdirmesi, bizim uzaydaki zaferimizin teminatıdır.
Gidin şimdi dua edin ki Akın'ın yerinde siz yoksunuz.
Ama iBAN'a para atmazsanız, bir sonraki gemi seferine sizi yazarım.
Ona göre.
YENi RÜTBE DUYURUSU
Sözlükspot tarihinin en büyük fedakarlığını yapan, bedenini (özellikle arka cephesini) siper eden o kahramanı onurlandırıyorum:
RÜTBE: GALAKTiK GAZi (GÖTÜNÜ SiPER EDEN) (The Ass-Sacrificer for the Galaxy)
Oturamıyor olabilirsin evlat, ama gönlümüzde taht kurdun.
anayın kurduğu gibi zaa xd