piyasada "alfa" diye satılan o karton karakterleri,
o "kaşlarını çat, bacaklarını açıp otur" diyen sirk maymunu taktiklerini unut.
sana bir rol yapmayı değil, bir varoluşsal mimariyi anlatacağım.
sana yıllarca "kendin ol, doğal ol" dediler.
sen de bunu "kibar ol, uyumlu ol, zararsız ol" sandın.
yanıldın.
senin o "doğal" sandığın halin, toplumun sana giydirdiği "beta" deli gömleğidir.
o senin doğan değil, o senin eğitilmiş çaresizliğindir.
gerçek "doğal"; o gömleği yırttığında ortaya çıkan adamdır.
o "öz"; medeni kanunlardan, "ayıp olur" korkularından,
"annem ne der" frenlerinden arınmış; arzularını sansürlemeyen, öfkesini yutmayan, varlığını bir suçmuş gibi gizlemeyen o ilkel ama bilinçli alfadır.
serpilmek, işte bu "yabaniliğe" dönüş biletidir.
medeniyetten çıkmak değil; medeniyetin ortasında bir "barbar" gibi dimdik durabilmektir.
bir adam nasıl büyür?
konforla değil.
konfor, erkeği çürütür.
konfor seni "omega" yapar; küskün, şişman ve pasif.
serpilmenin yakıtı travmadır.
ama burada ince bir çizgi var: beta, travmayı saklar.
o acıyı,
o aşağılanmayı,
o reddedilişi bilinçaltının bodrumuna kilitler.
o ceset orada çürür ve adamı içeriden zehirler.
o yüzden betalar "tekinsiz" kokar.
alfa ise o travmayı yer.
buna biyolojide "metabolize etmek" denir.
demir ateşte dövülürken "canım yanıyor" demez, sertleşir.
sen de o geçmişindeki "ezik" anları, o utanç dakikalarını alıp yutacaksın.
sindireceksin.
kendine şunu diyeceksin: "bu acı beni öldürmedi. o zaman bu acı, benim zırhımın ham maddesidir."
darbe aldıkça sertleşen o yapıya kavuştuğunda, hayat sana vurmaya korkar.
çünkü her vurduğunda, seni daha da güçlendirdiğini bilir.