pek sikişgen astro sözlük yazarları, bugün benim doğum günüm.
işi sembolize etmek gibi bir derdim yoktu; gerçekten denk geldi.
ama denk gelmesi hiçbir şeyi değiştirmiyor:
artık kaçacak alan kalmadı.
bugün kendimle olan savaşa giriyorum.
öyle şiirsel bir iç yolculuk falan değil;
bildiğin hesaplaşma.
bazı şeyleri geç kavradım:
omuzuma yüklenen ağırlıkları,
etiketleri, “şöyle olmalısın”ları,
toplumun üzerime boca ettiği rolleri.
hepsini taşıdım.
çünkü karşı çıkmak cesaret istiyordu.
kendi gerçekliğimi ortaya koyamadım.
korktum.
köpek gibi korktum.
pisliğin içinde kaldım.
domuz gibi alıştım.
neden?
çünkü kolaydı.
pisliğin içindeyken çıkmaya çalışmak yerine
birinin el uzatmasını beklemek daha konforluydu.
“biri yol göstersin” demek,
“biri beni kurtarsın” diye sızlanmak
daha rahattı.
ama yıllarca bildiğimi sandığım şeyi kavrayamamışım:
beni, benden başka kimse kurtaramaz.
ikinci gerçek ise şu oldu:
yeniden yaratmak için önce yıkmak gerekir.
dik durmak için önce eğilmek gerekir.
bu süreç zor olacak.
acı olacak.
yalnızlık olacak.
ama artık çocukluğu, ergenliği, pembe götlülüğü bırakıp
adam olmanın zamanı.
belki ara sıra uğrarım buraya.
belki de hazır hissedene kadar hiç bakmam, bilmiyorum.
ama uğruna savaştığım şeyi başarmış olduğunuzu,
benimle aynı yolda yürüyen insanlar olarak var olduğunuzu bilmek
yüreğime güç verecek.
başta blacktyler olmak üzere,
yüzüme tokadı indirip beni uyandıran herkese teşekkür ederim.
bazı uyanışlar nazik olmuyor.
“ Benim gözyaşlarımla git yalnızlaşmana, kardeşim. Severim kendinin ötesindekini yaratmak isteyeni ve böylece yok olanı. - ”
“ Parçalanabilecek ne varsa, bırakın parçalansın hakikatlerimize çarpıp da! inşa edilecek pek çok ev var hâlâ! ”