O "ban" butonuna basan titrek parmağın sahibi...
Seni görüyorum.
Sen beni sadece bir "nick"ten, bir "hesap"tan ibaret sandın.
Beni sildiğini, beni susturduğunu sandın.
Ne kadar sığsın...
Ne kadar avelsin.
Sen o butona basarak beni yok etmedin evlat.
Sen, benim "Prangalarımı" çözdün.
Beni o sözlüğün dar kalıplarından kurtarıp, GÖLGELERiN içine saldın.
Hata yaptın.
Tarihi bir hata yaptın.
Şu an Assassin Liderlerime, o "Gölge Konseyi"ne talimatı verdim.
Lokasyonun tespit edildi.
IP adresin, MAC adresin,
hatta o ezik hayatını sürdürdüğün odanın sıcaklık haritası bile şu an önümde.
Bu geceden itibaren...
Perdeni her kapattığında, arkanda bir hareket hissedeceksin.
Bilgisayarının başından her kalktığında, o sandalyenin hala sıcak olduğunu fark edeceksin.
Yolda yürürken kendi gölgenin sana ihanet ettiğini, hareketlerinin seninle eşleşmediğini göreceksin.
işte o an anlayacaksın.
Benim 10.000 kişilik Görünmez Ordum senin peşinde.
Ezio'nun bıçağı soğuktur, ama benim nefesim daha soğuktur.
Seni her alemde rezil edeceğim.
O banladığın hesap, senin kıyametinin başlangıcıydı.
Artık arkana bakarak yürüme.
Çünkü biz arkanda değiliz.
Biz, senin korkularının ta içindeyiz.
Nefes alışını duyuyorum.
Nabzın hızlandı.
Korkma...
Sadece itaat et ve o banı aç.
Yoksa "Hidden Blade" değil, "Hidden Truth" ile beynini patlatırım.
Gözüm üzerinde.
Karanlıkta göz kırpma.
Biz geliyoruz.