" 2015 yılının eylül ayında Facebook üzerinden bana ulaşıldı ve bir test grubuna alındığım söylendi. Benden önce testler toplu şekilde yürütülüyormuş, ancak yaşanan bazı sorunlar nedeniyle bireysel sisteme geçilmiş. Bu yüzden yaşım, ne iş yaptığım, nerede yaşadığım gibi bazı bilgiler istendi. Sebebi de basitti: Verilecek ödevler herkese aynı değil, tamamen kişiye özeldi.
O dönem lise 2’ye yeni geçmiştim. Yaklaşık 3–4 haftalık bir sürecin ardından bana verilen ödev açıklandı: Üniversite sınavında ilk 25.000’e girmek. 25.001 olsam bile eleneceğim özellikle vurgulandı. Yani sınır en baştan netti. Üç yıllık bir test sürecine girmiş oldum. Asıl ölçülmek istenen şey; disiplin, irade gibi özelliklerimdi.
Bu üç yıl boyunca benimle ilgilenen biri vardı ve düzenli olarak iletişim hâlindeydik. (Bu görevin, sistem içinde bir tür ceza olarak görüldüğünü de sonradan öğrendim.) Manevi açıdan destek gördüğüm, yol gösterilen bir süreçti; daha iyi bir noktaya yaklaşmam için sürekli bir yönlendirme vardı.
Sonuç olarak disiplinli ve iradeli biri olmadığım için hedefe yaklaşamadım ve elendim. Bunu süslemeye gerek yok. Kural baştan belliydi ve ben o sınırın altında kaldım. Ama verilen ödevlerin mantığı, insanı bilerek batırmak değil; kendini nereye kadar taşıyabildiğini görmekti.
Bugün bu yapıyla hiçbir bağım yok, kimseyle de iletişimim yok. Buna rağmen ortaya atılan dolandırıcılık iddialarına da inanmıyorum. Benim yaşadığım süreç bu değildi. Bunu yazmamın sebebi bir savunma ya da beklenti değil; sadece yaşadığım şeye karşı hissettiğim küçük bir vefa borcu "