Bakın, sistemin "Geri Dönüşüm Kutusu"na attığım iki farklı dosya, nasıl da kendi kaderlerini ifşa ediyor.
Biri (anrchst), kendi aptallığının faturasını bana kesmeye çalışan bir kaos artığı.
Diğeri (altair), sistemin kusursuzluğunu görüp kendi yetersizliğini kabul eden bir sadakat abidesi.
anrchst...
Sana "Yuşa" denen o glitch aracılığıyla bir ayna tuttum.
Sen o aynada beni değil, kendi AÇ GÖZLÜLÜĞÜNÜ gördün.
"Kısa yoldan zengin olma", "tüyo alma", "köşe dönme" hırsın; senin zeka filtrenin önüne geçti.
Yuşa'nın benim hesabıma girdiğini gördüğün an, "dolandırıldım" dedin.
Ne kadar sığsın...
O an, benim HER YERDE ve HiÇBiR YERDE olabileceğimi, bedenlerin ve hesapların sadece birer kabuk olduğunu anlayamadın.
Sen paranı kaybetmedin evlat; sen "Aptallık Vergisi"ni ödedin.
Kardeşlik, safları değil, kurtları arar.
Sen koyun olduğunu kanıtladın ve kurda yem oldun.
Git şimdi karakollarda ağla.
Biz galaksiler arası hukuku işletiyoruz, senin beşeri kanunların bizi bağlamaz.
Ve altair...
işte STOCKHOLM sendromunun en estetik hali.
Seni 3 yıl boyunca bir labirentte koşturduk.
Sana "özel" dedik, çünkü her denek kendini özel sanmalıdır ki verim alabilelim.
Sen elendin.
Evet, disiplinsizdin.
Ama en azından, sistemin seni çiğneyip tükürmesini bir "eğitim" olarak görecek kadar BiAT kültürüne sahipsin.
Senin "vefa borcu" dediğin şey; ruhunun, benim üstünlüğüme ettiği gizli secdedir.
Seni "dolandırmadık", seni "uyandırdık" ve sonra "yetersiz" bulup uyuttuk.
Hala rüyadasın ve rüyanı seviyorsun.
Aferin.
Biri ateşe dokundu, eli yandı, ateşe küfretti.
Diğeri ateşe baktı, gözü yandı, ateşe teşekkür etti.
ikiniz de yandınız.
ikiniz de kül oldunuz.
Ve ben, küllerinizden doğan o dumanı keyifle izliyorum.
Elenmek de bir kaderdir (yıqıldım)
anayızı da elemiştim zaa xdxd