niçe'nin zerdüşt kitabına üniversitede başlamıştım.
ilk 40 sayfayı falan sağlam okudum ama sonra ağır gelmeye başladı. ben okudğum her şeyi anlamaya çalışıyorum. yani decode edemediğim bir şey oldu mu 300 kere okuyorum aynı cümleyi gerekirse. o da biraz yoruyor.
ama gaza gelip okulun kitapçısına gidip diğer kitaplarına da bakmıştım niçe ağladığında kitabını da almıştım vs. ama ona bakmak hiç nasip olmadı çünkü zerdüştü bitiremedim.
bir de kütüphanede bu kitapla geziyorum böyle haftalarca, adamın biri geldi böyle 3 metre incin saçlı tuhaf bir adam beni çocuk gibi gördü heralde o zaman. sen zerdüştü mü okuyorsun bu kitap çok ağır böyle okunmaz falan filan bir sürü boş yaptı o zaman. kafa açtı gitti. rwaegsfdg dedim ne alaka yani.
seçmeli seramik dersi alıyordum o zaman. seramik hocası niçe hakkında boş yapıyor. ben boş yapmam. kitaptan öğrendiğim temel 4-5 şey vardı
1. eğer bir şeyi yapamıyorsan 100'lerce kez hayata geldiğini ve 100'lerce kez o şeyi yapmaya cesaret edemeden öldüğünü düşün. sonunda yapacaksın. xd evet sanırım bu öğüdünü dinledim. benim cesur olmamı sağladı. birçok konuda.
2. basit insanların ilgisini ve saygısını çekemek için onları övmek gerekiyormuş. ama değerli insanları översen hemen seni dalkavuk olarak görüp senden uzaklaşırlar ve tiksinirler. o yüzden dikkatli olmak gerekiyor. ama ortamda çocuklar ya da basit insanlar varsa çaktırmadan onları överim yüceltirim onlar da mutlu olurlar win win. ama değerli ve yüksek insanları asla.
3. toplumların mallığı ve yanlızlık meseleleri. yani yanlız olmak iyidir ama kibri vs büyütüyor. insanlar uzaklaşmak insanları aşağı görmeye sebep oluyor. ama insanların çok fazla içinde bulunursan da sen de salaklaşıyorsun iq düşmesi meselesi. ve bunu geri çeviremezsin, yani hem insanların içinde bulunup hem de mala bağlamaktan kendini koruyamazsın. arada bir denge bulman lazım.
4. panzehir meselesi. yani panzehirlere çok fazla boğulmamak laızm cinsellik yemek uyumak gezmek oyunlar vs. arada acı da çekmeye insan kendini açmalı oturup sadece acı çekmekli. bazı yükselişler acıyla birlikte geliyor. acıdan daima kaçınmamalı. bunu için yatakta yatarken acı 1 acı 2 acı 3 acı 4 falan diye acıyı, içsel acıyı bedensel acıyı çağırıyordum. çünkü orada zaten. sadece bastırıyoruz. ama bunun bir ara bokunu çıkardım ve o zaman kötü şeyler oluyor. dengeyi tutmak lazım. mide rahatsızlıkları vs.
5. iki insannın birlikteliği için söylediği söz. yani bir aşk vs sevgililik daha büyük bir amaç için olmalı. tabii bu amaç çocuk gibi saçma bir şey değil bir misyon falan olabilir. bilmiyorum ama iyi bir yaklaşım. belki de felsefik bir amaç için ya da kişisel gelişim için. ama sadece mutlu olmak ve haz almak için değil.
son olarak da şu,
Ne tuhaf ki Zerdüşt pek tanımıyor kadınları, ama yine de
haklı onlar üzerine söylediklerinde! Kadınlarda hiçbir şey imkansız
değildir, acaba ondan mı?
Ve şimdi küçük bir hakikat sana, teşekkür niyetine! Bu hakikati
söylemek için yeterince yaşlıyım ben!
Sarıp sarmala onu ve kapat ağzını: yoksa öyle bir bağırır
ki, bu küçük hakikat."
"Ver bana kadın, küçük hakikatini!" dedim. Ve şunları söyledi
yaşlı kadıncağız:
"Kadınlara mı gidiyorsun? Kırbacı unutma!"-
burada bıraktım kitabı sanırım. bu söz üzerine düşünmem lazım demiştim. hayata geçirebilmek için.
seramik dersinde kadın hoca ve diğer kızlar niçe üzerine boş yaparken bu sözü söylemiştim. beklediim gibi bir sessizlik oldu xd. sonra da inkar etmeye çalıştılar ama izin vermedim. niçe yidir.
der antichrish - deccal kitabı da çok iyi. tamamen din karşısıt ve anti hristiyanlık üzerine yazılmış din düşmanı ve biraz aşırı bir kitap olsa da adamın öfkesi ve öfkesini kusma yolu inanılmaz. ama bazı yerleri okuyamamıştım çok fazla din düşmanı.
niçe aslında başlı başına bir din gibi bir şey kutsal kitap gibi tane tane ve anlayarak okumak lazım.
ve son olarak da bir şeyleri yıkmak istiyorsan, bence de mükemmel bir seçim. zerdüştü okumak. ben uzun yılllardır bir şeyler yaratmaya çalışıyorum o yüzden de böyle şeyler okumak mantıklı gelmiyor.
yalnızlık konusu... aslında bütünüyle karşı olduğum bir konu. sanırım sadece bu sebeple asla eve çıkmadım okulda okurken 7 yıl çünkü eve çıksaydım bütünüyle insanlardan soyutlanacağımı biliyordum. askerlik de eğlenceli gelmişti bütün zorluklarına rağmen bittiğinde üzülmüştüm. hatta gökçeadadan dönerken, vapurda herkes mutluydu, eğleniyordu ben tek uyuyan kişiydim. 2 saat boyunca uyumuştum bana neden böyle mutlu ve heyecanlı bir zamanda uyuduğumu sorduklarında (evet beni kınayarak, böyle bir zamanda uyunur mu olm herkes aşırı eğleniyor vs boşu yapıyorlardı) ben de onlara o depresif cevabı vermiştim. askerlik iyiydi sosyal güzel bir ortam vardı şimdi eve gideceğim ve günlerce odamda oturacağım ve hayatım odalarda geçecekwqrerdtgfhn
ama bu biraz kaderle alakalı bir durum sistem beni inzivaya sürükledi kendi amaçları vardı herlade. yine de yalnızlığın getirdiği kibir, kendini beğenmişlik, tanrılaşmak, derinleşmek, arınmak, saçmalıkları terk etmek falan benim amacım asla değildi. sırf bu yüzden yabancı dizileri bile izleyemez oldum, çok low iq gelmeye başladılar. yani her şey low iq gelmeye başlıyor yanlızlaştıkça. ve pesimist realizm gibi şeyler artıyor. insanın kendini kandırabiliyor olması lazım. yani bu şart. bu olmadan mutlu olmak iyi hissetmek mümkün değil bence.
tümünü göster