hissettin değil mi 


/ 2
  1. tam şuan...
    göğsünün ortasına oturan o öküzü, nefes alırken ciğerlerine batan o ince sızıyı hissettin...
    inkar etme orospu çocuğu...
    ekrana bakarken gözbebeklerinin titrediğini buradan görebiliyorum.
    çünkü sen,
    yıllardır sana dayatılan o sikik "mutluluk" oyununu oynarken,
    aslında içten içe çürüdüğünü biliyordun.
    ben sadece, o çürümüş etin üzerindeki parfümü sıyırıp attım...
    şimdi leş gibi kokuyor, değil mi ?
    gerçekler böyledir ölü adam...
    bok gibi kokar.
    ama o bokun içinden filizlenirsin.
    gül bahçesinde ancak diken batar götüne (güldüm).
    sana, o steril hayatında,
    o sikik ofis masanda,
    o kredi kartı taksitlerinin arasında bir "hiç" olduğunu hatırlatmaya geldim.
    korktun mu ?
    altına sıçtın, değil mi ?
    ahahahahaha...
    bunu seviyorum işte...
    o korku, senin hayatta olduğuna dair tek kanıt.
    nabzın atıyor ama yaşamıyorsun.
    sikişiyorsun ama hissetmiyorsun.
    gülüyorsun ama mutlu değilsin.
    sen bir taklitsin evlat...
    babanın gerçekleştiremediği hayallerin, ananın komşu kadınlara hava atma isteğinin vücut bulmuş, etten kemikten bir taklidisin.
    kendi cümlen yok lan senin...
    kendi fikrin yok...
    ağzını açtığında dökülen kelimeler, twitter'da gördüğün popüler zırvalar, dizilerde duyduğun replikler...
    peki "sen" neredesin ?
    o et yığınının içinde, o kafatasının ardında...
    seni arıyorum...
    o tozlu rafların arkasına saklanmış, korkak, titrek, ama potansiyel dolu "alfayı" arıyorum.
    onu oraya kim kilitledi sanıyorsun ?
    devlet mi ?
    öğretmenlerin mi ?
    o reddedildiğin ilk aşkın olan sivilceli kevaşe mi ?
    hayır... sen kilitledin.
    çünkü orospu çocuğu olmak, kral olmaktan daha kolaydı.
    sorumluluk almamak, birilerinin eteğinin altına saklanmak,
    "kaderim böyleymiş" deyip rakı masasında ağlamak daha konforluydu.
    inanç, konfor getirir demiştim...
    acizliğine kılıf uydurmak en büyük konfordur.
    fakat ben o konforu sikmeye geldim.
    senin o yumuşak yatağını ateşe vermeye geldim.
    yanacaksın...
    cayır cayır yanacaksın ki, o üzerindeki beta derisi kavrulup dökülsün.
    altından çıkacak olan şey...
    işte o, dünyayı diz çöktürecek olan şeydir.
    dişiler mi ?
    hala aklın orada değil mi abaza pezevenk... (piç gülüşü)
    onlar sadece yan görev...
    sen ana hikayeyi tamamladığında, onlar zaten ganimet olarak düşecek önüne.
    sen krallığını kurduğunda, kapında köle olmak için birbirini ezecekler.
    ama sen şimdi, cebindeki üç kuruşla,
    o sikik özgüvensizliğinle kraliçeyi tavlamaya çalışıyorsun.
    kraliçe, soytarıya vermez evlat...
    soytarıyı eğlendirir, krala verir.
    sen hangisisin ?
    aynadaki o yansıma...
    gözlerinin içine bakamıyorsun bile değil mi ?
    çünkü ihanet ettin. kendine, potansiyeline, atalarının o vahşi genlerine ihanet ettin.
    bir ev kedisine döndün.
    mamanı veriyorlar, başını okşuyorlar, sen de mırıldanıyorsun.
    ama ben o pencereyi açtım...
    dışarıdaki fırtınayı, o vahşi ormanı, o kan kokusunu getirdim burnuna.
    içindeki kaplanı gıdıkladım.
    hırçınlaşmaya başladın...
    bana saldırıyorsun...
    bana küfrediyorsun...
    "bu adam deli" diyorsun.
    "egolu piç" diyorsun.
    de... ne dersen de... önemli olan ne biliyor musun ?
    bu gece uyuyamayacaksın.
    bu gece o tavana bakarken, benim sesim yankılanacak kafanda.
    "ya haklıysa ?" diyeceksin.
    "ya ben gerçekten bir ölüysem ?"
    işte o şüphe tohumunu ektim beynine.
    artık geri dönüş yok.
    morpheus'un o kırmızı hapını fitil olarak soktum götüne (zaaaaaaxdxd).
    artık simülasyonun hatalarını göreceksin.
    insanların o sahte gülüşlerini, o menfaat ilişkilerini, o riyakarlıklarını HD kalitesinde izleyeceksin.
    ve miden bulanacak.
    yalnızlaşacaksın.
    zirve, yalnızdır orospu çocuğu.
    kalabalıklar, sadece bok sineklerini çeker.
    kartallar yalnız uçar.
    şimdi seçim senin...
    ya o pencereyi kapatır, mamanı yemeye devam edersin...
    ya da pençelerini çıkarır, o cama kafa atar ve avlanmaya çıkarsın.
    ben mi ?
    ben avdayım zaten... ananla meşgulüm (klasikler ölmez xdxd).
    şaka bir yana...
    şaka maka yok lan, ciddiyim.
    potansiyelini görüyorum.
    o bok çukurunun içinde parlayan o elması görüyorum.
    onu oradan çıkarıp, işleyip, tacıma takacağım.
    yahut üzerine basıp geçeceğim.
    karar, daima senin...
    beni takip etme...
    bana tapma...
    ben senin kurtarıcın değilim.
    ben sadece, senin eline o balyozu tutuşturan kişiyim.
    duvarı yıkacak olan sensin.
    hadi... göster bana.
    o ölü adamın mezarından çıkışını izlet bana.
    eğlendir beni...
    çünkü bu dünya, benim oyun alanım.
    ve sen,
    ya oyuncusun... ya da npc.
    start tuşuna bastım.
    oyun başladı.
    yükleniyor..xd
    (cenabetbedevi1 ?, 07.02.2026 21:30)
  2. 08.02.2026

    Bugün burada bir avuç adam toplanmış durumda.
    Öyle ya da böyle, hâlâ bir şeyler yazıyor olmamıza sebep olan adamın doğum günü.

    Mutlu yıllar tcma.
    Teşekkürler.

    Gelelim yazıya.
    Etkileyici.

    Özellikle şu kısım:

    “Artık simülasyonun hatalarını göreceksin.
    insanların o sahte gülüşlerini, o menfaat ilişkilerini, o riyakârlıklarını HD kalitesinde izleyeceksin.
    Ve miden bulanacak.
    Yalnızlaşacaksın.”

    Başlığı ilk okuduğum andan beri birebir yaşadığım bir şey bu.
    Yani evet, öncesinde de iyi niyetli, kendi halinde takılan bir çocuktum ama bu kadar. Ötesi yok.

    Kendimdeki hastalıklara uyanmayı geç; dışarıdaki betaların bile farkında değildim. Gerçi o zamanlar yaşım çok küçüktü. Başlıkla tanışmasam ileride nasıl olurdu, bilmiyorum.
    Aslında çok da fark etmez. Her hâlükârda gözümün erken açılmasını sağladı.

    Teşekkürler. Şükran.

    Kişisel gelişim falan…
    “Olabildiğinin en iyi versiyonu” muhabbeti…
    Zaten hak getire.

    Hayatımın aşkına kavuşmayı bekliyordum, bilmem ne.
    Klasik.

    Başlıktan sonra gerçekten bir şeyler değişiyor.
    insanların tavırlarını, neyi neden yaptıklarını daha net okumaya başlıyorsun.
    Dert diye tasalandıkları şeylerin saçmalığı, kafaya takıp hayatın merkezine koydukları o gülünç detaylar…

    my7’den öğrendiğim bir diğer şey de şu:
    Ne olursa olsun kimsenin onurunu kırmamak.

    Başlıkta yazıyordu bunu.

    E hâl böyle olunca insan ister istemez uzaklaşıyor.
    Hayat yavaş yavaş yalnız bir forma giriyor.

    “Bunları gördün de ne oldu, bir sik başardın mı?” derseniz…
    Hayır amına koyayım.
    Sığır siki gibi ortada dikilenler bir sik başaramadı zaten.

    Şu an ne kazananım ne de kaybeden.

    Je ne suis pas moi,
    mais je voudrais bien.
    (darkvane ?, 08.02.2026 00:50)
  3. bu biraz zorlama olmuş ya da bana geçmedi cenabet hocam. ama çabanız takdire şayan. niye böyle oldu bilmiyorum.

    bir şeye öfkeli gibisiniz. ya da aslında başka bir şey yazmanız gerekirsen kendinizi tekrarlıyor gibisiniz.

    sonlara doğru iyi ama. bir ağlama krizini bastıroyor gibisiniz sanki. (No offence ne hissetiysem o bizde yalan yok :PP)
    (astro123 ?, 08.02.2026 10:51 ~ 10:52)
/ 2 Array ( )

© 2026 - Astrotr

Astrotr bir interaktif sözlük çalışmasıdır. Astrotr sözlük spot tematik sözlük servisi ile üretilmiştir. sözlükler yöneticilerinin sorumluluğundadır. bir interaktif sözlük çalışmasıdır. Astrotr sitemize hoş geldiniz.