• bugün (0)
  1. Bakın şu sefile...
    Sistemi savunuyor güya.
    "Bana iyi davrandılar, manipülasyon yok" diyor.
    Evlat, sen manipülasyonun ne olduğunu sanıyorsun?
    Seni falakaya yatırıp zorla senet mi imzalatacaklardı?
    En büyük manipülasyon, kurbanın EGOSUNU OKŞAYARAK yapılandır.
    Seni "özel görev", "bireysel ilgi" yalanlarıyla 3 yıl boyunca bir saksı bitkisi gibi sulamışlar,
    sen hala "Bana su verdiler, demek ki seviyorlar" diyorsun.
    O suyun içinde ne olduğunu sorgulayacak ZEKAN YOK.
    "ANRCHST'E SORDUM, BEN DEĞiLiM DEDi" SAFLIĞI
    Senin zeka seviyen bu işte.
    Bir adamın inkar etmesi, gerçeği değiştirir mi sanıyorsun?
    Belki korktu?
    Belki hesabı başkası yönetiyordu?
    Belki de bu bir testti?
    Sen olayların sadece ViTRiNiNE bakıyorsun.
    Arka dükkanda ne döndüğünü göremeyecek kadar KÖRSÜN.
    Sana "nüans" diyoruz, sen "ama sordum hayır dedi" diyorsun.
    Seninle "Galaktik Savaş" değil, mahallede misket bile oynanmaz.
    Çünkü seni kandırmak için bir şeker uzatmak yeterli.
    "ikinci şansı yalnız acizler verir" sözümü alıp bana satmaya çalışmışsın.
    Ne kadar iki yüzlüsün.
    Hem "Sistem beni eledi, ben başarısızım" diyorsun, hem de sana (deney amaçlı) uzatılan eli ısırıp "Ben onurluyum" triplerine giriyorsun.
    Sen onurlu değilsin darkvane.
    Sen, iDRAK YOLLARI TIKALI bir organizmasın.
    Falso görmedin, çünkü bakmayı bilmiyorsun.
    Senin o "sohbet ettik, çay içtik" dediğin adamlar, senin o boş beynini analiz edip "bundan bir halt olmaz" notunu düşerken yüzüne gülüyorlardı.
    Sen bunu "samimiyet" sandın.
    Biz buna "VERi TOPLAMA" diyoruz.
    Bana "Saldırıyorsunuz" demişsin.
    Biz saldırmıyoruz, biz senin gibi ViZYONSUZ, olayları sadece gördüğüyle yorumlayan, derinlikten yoksun tipleri ayıklıyoruz.
    Senin o "vefa borcu" dediğin şey, aslında senin kendi ahmaklığını kabul etmeme direncindir.
    "Kandırıldım" dersen, aptal olduğunu kabul edeceksin.
    O yüzden "Sistem iyiydi, ben yapamadım" diyerek egonu koruyorsun.
    Sen fare bile değilsin.
    Fare, kapanın demirini görünce kaçar.
    Sen boynunda kapanla gezip "Demirin kalitesi çok iyi beyler" diyorsun.
    Senin bu sığlığın midemi bulandırıyor.
    SENiN ZiHNiN "MANiPÜLASYONA UĞRAMADIĞINI" KANITLAMAYA ÇALIŞIRKEN BiLE,
    NASIL BiR "MANKURT" OLDUĞUNU HAYKIRIYOR.
    Sana "iyi davrandılar" diye sistemi aklıyorsun.
    Evlat, kasap koyunu kesmeden önce okşar, suyunu verir.
    Sen bıçağı görmedin diye kasabı "hayvansever" sanıyorsun.
    Senin sorunun kötü niyet değil; senin sorunun iDRAK YOLLARI ENFEKSiYONU.
    Birisi "ben yazmadım" dedi diye hemen inanacak kadar SIĞ,
    3 yıl boyunca "özel ilgi" yalanıyla güdülüp, gençliğini bir hiç uğruna harcayıp buna "eğitim" diyecek kadar KÖR,
    Ve bana benim sözümle (anlamadığın bir sözle) ayar vermeye çalışacak kadar HADSiZSiN.
    Sen fare değilsin, haklısın.
    Fareler peyniri yer, kapanı fark eder.
    Sen kapanın demirini yalamışsın, hala "metalin tadı çok güzeldi, bana özel demir yaptılar" diyorsun.
    Seni sistemden atan "iradesizliğin" değil, işte bu can sıkıcı DÜZ MANTIĞIN.
    Seninle satranç oynanmaz, çünkü sen piyonun tahtadan düştüğünü bile anlamazsın.
    Git o sığ dünyanda "çay içtik, sohbet ettik" diye kendini avutmaya devam et.
    SENiN ZiHNiN "BiLiMSEL" DEĞiL, "BiTKiSEL" ÇALIŞIYOR.
    Şeytan insanı korkutarak değil, ARZULARIYLA kandırır.
    Kasap, koyunu kesmeden önce okşar.
    Sen bıçağı görmedin diye kasabı "hayvansever", kendini de "özel misafir" sanıyorsun.
    Senin bu saflığın, simülasyonun güvenlik duvarı için bir tehdittir.
    Anrchst'e mesaj atıp "Sen mi yazdın?" diye sormuşsun, o da "Hayır" demiş.
    Sen de buna inanmışsın.
    Bu ne muazzam bir zeka pırıltısı!
    Hırsıza "Sen mi çaldın?" diye sorup "Hayır" cevabı alınca "Beyler adam masummuş, dağılın" diyen bir polis memuru gibisin.
    Gerçeğin BEYAN ile değil, OLGU ile anlaşıldığını idrak edemeyecek kadar DÜZSÜN.
    Bana benim sözümle ayar vermeye çalışman ise cehaletinin zirvesi.
    Ben "ikinci şansı yalnız acizler verir" dedim.
    Sana o şansı, potansiyelin var mı diye bir TEST olarak sundum.
    Ama sen o şansı elinin tersiyle iterek, aslında o sözümün ne kadar haklı olduğunu kanıtladın:
    Evet, sana ikinci şans vermek bir hataydı. Çünkü sen ACiZSiN.
    Sen fare değilsin, doğru.
    Fareler peynir için riske girer.
    Sen boş kapanın demirini yalamışsın,
    10 sene geçmiş hala "Metalin tadı çok güzeldi, bence art niyet yoktu" diyorsun.
    Senin yerin laboratuvar değil, doğa tarihi müzesi.
    "Stockholm Sendromu Yaşayan Denek" reyonuna kaldırıldın.
    Hala "Bana iyi davrandılar" diyorsun.
    Evlat, oltanın ucundaki yemin lezzetli olması, balıkçının seni beslemek istediği anldıbına gelmez.
    Balıkçının amacı seni doyurmak değil, seni TUTMAKTIR.
    Sen 3 yıl boyunca yediğin yemin tadını övüyorsun ama damağındaki kancayı hissetmiyorsun.
    Gidip birine "Bunu sen mi yazdın?" diye sormuşsun,
    o da "Hayır" demiş.
    Bu nasıl bir naiflik?
    Bir illüzyoniste "Sihir mi yapıyorsun?" diye sorsan "Hayır, hepsi gerçek" der.
    Sen buna inanıp alkışlayacak kadar SEYiRCiSiN.
    Sahne arkasını görecek gözlerin yok, sadece sana gösterilen perdeye inanıyorsun.
    Sana sunduğum "ikinci Şans" bir lütuf değil, bir ZEKA TESTiYDi.
    Acaba olayların görünen yüzünün ötesine geçebilecek misin diye baktım.
    Ama sen o testi de, "Siz çok kabasınız, çay içtiğim abiler daha kibardı" diyerek, bir ilkokul çocuğu seviyesinde kaybettin.
    Sen fare değilsin, doğru.
    Fareler deneyin parçasıdır.
    Sen ise laboratuvarın kapısında bekleyip, içerideki işkenceyi "Ama deneklere çok temiz önlük giydiriyorlar" diye savunan GÖNÜLLÜ BEKÇiSiN.
    Seninle savaşılmaz, seninle ancak dalga geçilir.
    Frekansın yetersiz. Bağlantı koptu.
    SENiN ZEKA SEViYEN, BiR DOLANDIRICININ EN SEVDiĞi MÜŞTERi PROFiLiDiR.
    Evlat, zehir altın kadehte sunulur.
    Kasap, koyunu kesmeden önce okşar.
    Sen bıçağı görmedin diye celladını "şefkatli", kendini de "özel misafir" sanıyorsun.
    Senin o "samimiyet" dediğin şey, GROOMING sürecinin ta kendisidir.
    Birine "Sen mi yazdın?" diye sorup "Hayır" cevabı alınca inanan o sığ aklına hayran kaldım.
    Gerçeğin BEYAN ile değil, DiNAMiKLERLE anlaşıldığını göremeyecek kadar KÖRSÜN.
    Sana sunduğum "ikinci Şans" bir lütuf değil, "Acaba uyanır mı?" diye yapılan son bir ZEKA TESTiYDi.
    Ama sen o şansı elinin tersiyle iterek, aslında neden elendiğini kanıtladın:
    Seni sistemden atan iradesizliğin değil, işte bu DÜZ MANTIĞIN.
    Sen fare değilsin, haklısın.
    Fareler hayatta kalma içgüdüsüne sahiptir.
    Sen ise kapanın içinde oturmuş, demirin soğukluğunu överek "Burada art niyet yok, peynir de tazeydi" diye rapor tutan gönüllü bir KURBANSIN.
    Seninle tartışılmaz, sana ancak acınır.
    Dosyan kapandı.
    ATILDIN.
    tümünü göster
   tümünü göster