• bugün (0)
  1. stres altında mala bağlıyorum. özelden ne istediğini soracağım. bunu çözebiliriz. @bt7

    bir şey götürmesine gerek yok.
  2. Sana güvenip zayıflıklarımı anlatmaktan, senden açık açık yardım istemekten başka naptım ben sana da yüzüme karşı hiçbir şey demeyip akşam küfürlerine mâruz kaldım. Bu mu delikanlılık bu mu alfalık. Açık açık hatalarımı söylemeni, beni yönlendirmeni istemekten başka naptım. Güvendim ben sana lan, kardeş olarak görüp sevdim seni. Senden istenen yardım eline bu mu karşılığını. Sen bunları yaparken normal de ben bunları dile getirince mi sorunlu tip oluyorum? Çok yazık.
  3. bt7 sizi yine buralarda görmek çok güzel.

    ancak darkvane hocamla alıp veremediğiniz nedir onu çözemedim

    astro'ya laf atarken iyi düşünün ^^

    ama birini banlayacağını düşnmüyorum her halükarda.

    darkvane hocam siz düşündüğümden de olgun birisiniz. bence sizin bu ergen yuvası kardeşliklerle ilgilenmeniz gerçekten anlamsız olabilir.

    tcma sizi de onlarla bir görüp değerlendirmiş olabilir..

    bence bu tatsızlığı burada bitirip post alfalık meselelerime odaklanma zamanı gelmiş

    tcma'yı de dolandırılma korkusuyla alfa olma isteği arasında mekik dokuyan arkadaşların hizmetine bırakalım.

    bt7 hocam sizi gördüğüme eski bir dostu görmüş gibi çok sevindim.

    alfalık yolu size yaramış

    üstünüzdeki ağırlık yerini kendine güvene bırakmış

    içinizden geldiği gibi yazıyorsunuz. böyle kasmadan devam edin lütfen.

    burada tavlayabileceğiniz kadınlar yok en nihayetinde. biz bizeyiz (yıqıldım xd)

    darkvane alınganlık yapsa da bana anama falan küfedenilirsiniz sorun yok.

    ama niye buna ihtiyaç duydunuz onu bilmiyorum.

    dipnot: "incelemelerim tcma'nın hesap paylaşımı yaptığını gösteriyor. en az 2 admin var. yapay zeka %78.43 oranında bunu onayladı. o yüzden "liderler" dedim. dikkatinizden kaçmamamış. @darkvane " ( astro, kankam olur, mesaj attı)

    • tabii kendisinin alternatif bağımsız alt kimlikleri de olabilir ama paranoyak şizofren gibi gözükmek istemem.
  4. @7 Farklı görüşte olduğumuz adamlarla bile bir şekilde iletişim kurup derdimizi anlatabiliyoruz.

    Sen ise bir şeylere çakmaya devam ediyorsun. Ya da “erdemli insan” muhabbetleri yapıp sana güvenen birinin anlattıklarını yazıya dökerek küfür ediyorsun.

    Sonra o kişi, senin olduğun anlaşılmasın diye isim vermeden — hatta birebir oturduğumuzu senin sitende bilenler olduğu için — başka bir sitede bunu örnek olarak anlattığında iyice zıvanadan çıkıyorsun.
    Küfür dozu artıyor.
    Yetmiyor.
    Başa sarıyorsun.
    Bir tur daha çakıyorsun.
    Haha
  5. Hocam, en azından bu konuda son kez kendimi ve durumu açıklamak istiyorum.

    Daha önce de bir yazımda belirttiğim gibi, yıllar önce geçirdiğim kısa bir dönemden sonra; ister inci olsun, ister kancık ya da başka ortamlar olsun, çok fazla bulunmadım. Başlık altında tanıştığım bir dostum vardı, sadece onunla düzenli iletişimim oldu. Onun dışında başlığın öğretisini hayatımıza bireysel olarak entegre etmeye çalışarak ilerledik.

    Özellikle felsefe ve psikoloji alanında yazılmış kitaplara yönelmek, okuduğum ve gözlemlediğim şeyler üzerinden kendimdeki hastalıkları tespit etmeye ve yüzleşmeye çalışmak (özellikle kibirle çok mücadele ettiğimi söyleyebilirim) gibi süreçlerin tamamı bireysel şekilde ilerledi. Hatta geçen gün, sanırım cenabet’in girdiği bir entry’de çok hoşuma giden bir bölüm vardı; orayı alıntılayıp altına Nietzsche’nin Zerdüşt’te aynı durumu anlattığı bir pasajı yazdım. Bunu özellikle söylüyorum; gerçekten doğru olan bir şeyi gördüğümde kabullenir, hakkını da veririm.

    Bu nedenle buralarda neler dönmüş, ne yaşanmış, ne olup bitmiş; bunlara dair hiçbir zaman net bir bilgim olmadı. Hâlâ da detaylarına vakıf sayılmam. Ancak tcma’ya karşı bakış açımla ilgili yaptığınız tespitin kısmen doğru olduğunu söyleyebilirim. Elbette adama tanrı gözüyle bakmıyorum fakat kişisel çalışmalarımda, yüzyıllar önce yaşamış insanların anlattıklarıyla tcma’nın öğretisi arasında paralellikler gördükçe, zihnimdeki konumu ve ona duyduğum saygı da doğal olarak yukarı taşındı. Bunu inkâr edemem. Hâlâ da saygı duyarım; bu da ayrı bir meseledir zaten.

    Kişisel durumum buyken, yıllar sonra ortamlara bir göz attığımda karşıma çıkan şey dolandırıcılık muhabbetleri oldu. Böyle olunca elimdeki tek veri olan, kendi kısa dönemimde yaşadıklarımla kıyaslama yaparak bir cevap ve tepki verdim. Kaldı ki yazılarımda hiçbir zaman genel geçer bir yargı ortaya koymadım. Aksine, her seferinde bunların benim kişisel tecrübelerim olduğunu, düşüncelerimin de bu yüzden bu şekilde şekillendiğini özellikle vurguladım.

    Ayrıca bu dolandırıcılık meselesinin bizzat kardeşlik tarafından uygulanan bir test olabileceğini de defalarca düşündüm. ibretlik betaların geçmeyen göt yanığından kaynaklanan bir iftira olabileceğini de düşündüm. Gerçekten dolandırıcılık olabileceği ihtimalini düşünmememe sebep olan noktayı ise artık siz de biliyorsunuz. Yanılmış olabilir miyim? Belki. Öyle olmuş da olabilir, bilmiyorum.

    Tcma’yı ve varsa diğer liderleri sorgulama meselesine gelince; geçmişimi az çok biliyorsunuz artık. Benim bildiğim tek şey tcma’nın lider olduğuydu. “Diğer liderler” muhabbetini ilk kez şimdi gördüm. Gerçek durum nedir bilmiyorum ama burada önemli olan benim hangi noktada olduğum.

    Şimdi bu hâlde; üç-beş başlık önce tcma’ya her türlü küfür ve hakaret eden birinin ya da birilerinin, üç-beş başlık sonra benimle ilgili bazı şeyleri överek, “ben tcma’yım” mesajı verip bana bir şeyler sunmasına doğrudan atlamam mı gerekiyor? Kaldı ki “ikinci Şans” başlığı altına girilen ilk iki entry’yi okumak o an gerçekten çok hoşuma gitti; gururumun okşandığını hissettim. Ben de isterim şu anda bana yol gösteren bir liderim olsun, bununla ilgili bir problemim yok. Zaten gerçekten tcma olduğuna inansaydım, o adama ne kadar saygı duyduğumu ve zihnimde nasıl bir yere koyduğumu açıkça ifade ettiğimi düşünüyorum.

    Son olarak kibir meselesine değinecek olursam; gerçekten de en zorlayıcı hastalıklardan biridir çünkü kendini çok iyi gizleyebilir. Bir olaya öyle bir bakarsınız ki, bilinç düzeyinde bunun tamamen alçakgönüllülükten kaynaklandığını sanırsınız. Ama üzerine düşünüp eşeledikçe, altından ne kadar gizli kibir çıktığını görürsünüz. Bu durum defalarca başıma geldi. O yüzden kendi aramızda “hastalık” diye tabir ettiğimiz şeyleri, olabildiğince kendimde tespit etmeye ve çözmeye çalışıyorum.

    Son birkaç gündür yaşanan konuşmalar ise kibirden değil; bugüne kadar yaşadıklarım, gördüklerim ve görmediklerim, bildiklerim ve bilmediklerimin toplamı üzerinden en doğruyu bulmaya çalışırken verdiğim tepkilerden ibaret. En azından içimde bir yerde kibir söz konusu olduğunda, artık onun tespitini yapıp önüne geçebilecek noktadayım.

    Tüm bunların dışında; yazınız ve açıklamalarınız için gerçekten teşekkür ederim hocam. Hiçbir şeyi tam olarak bilmediğim bir ortamda, bir yandan birileri tcma’ya söverken, diğer yandan okuduğum bazı yazılarda “hakikaten bu böyle” demeden geçemediğim noktalar vardı. Benim için iyice çorba hâline gelmişti mesele. ihtiyacım olan şeyi his mi ettiniz, yoksa net bir tespit mi yaptınız bilmiyorum ama iyi geldi.
    tümünü göster
  6. @4 hocam bence bir şeyi eksik algılıyorsunuz tcma'nın dediği gibi, ya da görmek istemiyorsunuz. ama ben bunu bir çeşit kibir olarak yorumlamıştım. hangisi bilmiyorum, ya algınız zayıf, gençsiniz, ya bilinçaltınız bir sebepten görmenizi engelliyor ya da tahmin ettiğim gibi yeterince zekisiniz ve ne döndüğünü gayet iyi biliyorsunuz ama buna rağmen mücadele ediyorsunuz. (kibir)

    örneğin kardeşliğe atılan "dolandırıcı" yaftası, ya da direkt tcma'nın üstüne atılan bir yafta.
    bunun neden aslında gerçek bir suçlama olmadığını, sadece iletişimin süremesi için gerekli bir kontrollü yaklaşımın bir parçası olduğunu göremiyorsunuz

    kardeşlik doğası gereği insanlara yukarıdan bakıyor
    bu bir yardımlaşma vakfı ya da destek örgütü değil
    insanlara meydan okuyor, kışkırtıyor, yeri geldi mi de küçümsüyor
    alay ediyor, dışlıyor hatta aşağılıyor
    bir çeşit tanrısallık gibi yani, kendini çok üst bir perdeden insanlara sunmak zorunda
    çünkü etrafta çok fazla beta var, ve insanların içleriden de beta genleri aktif olmayı bekliyor
    o genlerin açığa çıkmaması için son derece sert, mesafeli ve üst perdeden konuşulmak zorunda
    ve böylece bir alfa'lık dersi de veriliyor insanlara
    burası çocuk parkı değil
    burası ana kucağı da değil
    burası karakteriniz ve kişiliğinizle yargılandığınız bir yer
    ve zekanız kadar saygı görebileceğiniz bir yer
    yani haddinden büyük bir aurası var kardeşiğin.

    ve insanlar da bunun altında ezilememek için "siz dolandırıcınız" ithamıyla bunu dengeliyorlar
    yani bu bir çeşit onların kardeşlik altında dağılmamalarını sağlıyor
    anlatabildiğimi umuyorum
    yoksa insanlar kardeşliğin ve yöneticilerinin mutlak dolandırıcı olduklarını düşünseler
    o zaman neden iletişimi sürdürsünler, burada sohbete devam etsinler
    ya da argumanlar ve paylaşımlar neden bu kadar uzun sürsün
    ben kimsenin tcma'yı mutlak bir dolandırıcı olduğunu düşündüğünü düşünmüyorum
    ama olasılıklar var mı? elbette vardır.
    bu şekilde bakmak da bizi onlara mutlak olarak teslim olmaktan ve kişiliğimizin kardeşliğin ağırlığı altında erimesinden
    korur.

    bunula birlikte bazı dolandırıcılık olayları da olmuş olabilir.
    yani bunun da kefili olamam. her zaman bunlar olası şeyler, daima birileri dolandırılır büyük sistemlerde
    ya da dolandırılmış hisseder.
    örneğin başvuru ücreti konusu
    elenince geri alabileceğini düşünen insanlar
    bunun böyle olmadığını gördüklerinde dolandırılmış hissedeceklerdir.

    böyleyken siz kardeşliğin asla dolandırmadığını iddia ederek işe başlıyorsunuz
    yani toplumun ortak yargısını, algısını köktenci bir şekilde yıkmaya and içiyorsunuz
    peki neden? kardeşliği çok sevdiğiniz için mi, hayır.
    kendinizi takipçilerinden üst bir konuma koymak istediğiniz için
    yani diyorsunuz ki
    siz onları dolandırıcı sanıyorsunuz
    ama değiller, ben biliyorum. araştırmamı yaptım. benim özel algılarım ve izlenimlerim dolandırıcı olmadıklarını söylüyor
    sizin önünüzdeyim.
    bu kibrin ilk ayağı. bunu bence bilemezsiniz. sizin dolandırılmamış olmanız, onların dolandırıcı olmadıklarını göstermez.
    insanlar pek iyi örnek olamıyorsunuz bu yaklaşımla. dolandırılabileceklerini düşünmeleri en azıdan onları korur.

    ikinci olarak da tcma ve diğer liderleri sorguluyorsunuz.
    bu da işin paradoks kısmı. öyle bir şeyi sorguluyorsunuz ki, asla işin içinden çıkamazsınız.
    asla gerçeğin ne olduğunu da bilemezsiniz.
    sadece bunu, "aslında ben gerçek tcma'yı iyi bilirim, onu tamamen özümsedim. bu tcma o değil, ben tanırım. ben her şeyi bilirim" düşüncesindesiniz
    bu da kibrin ikinci ayağı.
    evet liderler sanılandan farklı insanlar olabilir
    belki de kardeşlik sürekli lider değiştiriyordur, kim bilir?
    belki de tcma bir insan değil, liderliğin bir makamıdır. şu anki de yeni seçilen liderdir.
    o zaman kendinizi bütün kardeşliği, iradesini, lider seçtiği kişiyi yargılayacak
    suçlayacak ve hüküm giydirecek pozisyona koyduğunuzu göremiyor musunuz?
    çünkü yaptığınız bu.

    yani siz kendiniz sadece kardeşliğin takipçilerinden değil,
    şu andaki yöneticilerinden de üst sınıfa koyuyorsunuz.
    bu kibirli bir hareket olarak görüleceği için de
    kendinizi de eleştiriyorsunuz, eksiklerinizin altını çiziyorsunuz.
    ve uğradığınız kötü tecrübelerle savunmasız olduğunuzu ve mağdur edildiğinizi göstererek
    yine bu kibri örtebileceğinizi sanıyorsunuz.

    evet örttünüz. insanlar size saygı duydular. tcma sizi kaale alıp birkaç kez yazdı.
    ama ne kazandınız? pek bir şey kazanamadınız.

    benim inancım şudur ki
    bu da son sözüm olsun
    siz "gerçek tcma'yı gözünüzde aşırı büyük bir yere koymuşsunuz
    resmen tapıyorsunuz
    ve kendinizi de onun altında bir yere konumlandırmışsınız
    ve burada herkese yukarıdan bakma hakkını kendinizde görüyorsunuz.

    oysa "gerçek tcma" aslında bize bizi yansıtıyordu
    o şekilde ünlü oldu.
    o şekilde milyonlara, 10 milyonlara ulaştı
    o, gerçek alfa'nın nasıl olabileceğini bizlere kendi vizyonuyla gösterdi.
    o gerçekten bir insan mıydı? Elbette öyle
    onu özlüyoruz. ama sonuçta bu bir rol oynama oyunu, herkes bir isim arkasında kendi gerçeğinin dışında bir rol oynuyor
    gerçek tcma asla var olmadı
    o sadece çok başarılı bir alfa simulasyonuydu.
    onu idealize etmeniz kardeşliği ve şu andaki liderini yargılamayı gerekli kılmaz.
    kılmamalı yani.
    tümünü göster
  7. @2 teşekkür ederim de kendini tcma sanan birine inanmadığım için mi kendime inanmayı reddetmiş oluyorum?
    ha diyorsan ki inanıp faydalanmaya bak falan da, terapide miyiz?
    götüne tüy takmak seni tavuk yapmaz lafı da cuk oturuyor buraya
  8. @1 “ikinci şans” başlığı @4’te yazdıkların güzel, eyvallah. Ama mesele o değil.

    Site sıfırlanmış, yeni bir sözlük açılmış. Bir adam gelmiş, tcma nickini almış, evcilik oynuyor. Oyununa katılsam her şey tıkırında; katılmayınca konu başka yere kayıyor.

    “Koyun” olmakla itham edilmenin tek sebebi, sırf nicki tcma diye sana inanmayı kabul etmemiş olmam. Oyuna eşlik etmemiş olmam. E koyunluk ne tam olarak? Bak, tcma’yı savunmak bana düşmez; benim savunmama ihtiyacı da yok zaten. Kardeşliği savunmak da bana düşmez; onların da buna ihtiyacı yok. Benim yaptığım tek şey, gördüklerimi ve hissettiklerimi paylaşmak. Tcma da, tcma adına bana ulaşanlar da (bt7’yi de onlardan biri sanmışsın, alakası yok) iyi insanlardı. Götüme tekme yiyince bunu inkâr etmiyorsam, bu körlükten değil; gerçekleri kabullenebilmekten.

    “Alatıldığını kabul etmiyorsun, etsen rahatlayacaksın” minvalinde şeyler yazmışsın. Lan keşke öyle olsa. Kabul etsem de rahatlasam. Vallahi bak, en kolay yol o. “Aldatıldım ben abi, bunlar da dolandırıcı zaten” deyip vicdan mastürbasyonu yaparak geçmek en kolayı. Ama dediğim gibi, içten içe doğru olduğunu bildiğim şeyi inkâr edemem. Bunu yapmadığım için teşhis koymaya çalışmak falan…

    Abi ben tcma’yı ve test gruplarını anlatıyorum; “elendim çünkü sorun benim disiplinsizliğimdeydi” diyorum. Sen bunu alıp “vay omurga, vay sadakat” falan diye tcma rolüne kaptırıyorsun kendini, sonra da “gel sana ikinci şansı vereyim” noktasına getiriyorsun. Abi ben sadece içimi döküyorum. Senin oyununa dahil olmayacağımı söylüyorum. Muhabbet dönüp dolaşıp yine “onlar zaten seni dolandırmış, sen bunu anlayamıyorsun”a geliyor. Ağam biz bu boku niye yedik?

    Yine cenabet’ten örnek vereyim: Adamla hiçbir konuşmamızda anlaşamadık. Tcma’ya bakış açımız tamamen farklı. Ama geçen gün okuduğum bir yazısına da içimde hakkını verdim; işime yarayan tarafını almaya baktım. Ben diyorum ki gerçekten iyi niyetliyseniz, buyurun birbirimize merdiven olalım. Sen hâlâ kendini rolden çıkaramıyorsun. Tcma nickini alıp tcma gibi yazdığını düşünerek, belki kendini tcma gibi hissedip öyle göründüğünü sanıyorsundur. Ama sadece komik gözüküyorsun. Oyun oynamayı bırakıp gerçekten güzel bir şeyler yapmaya niyetin varsa, yapalım.

    Not: anrcsht de zaten “benden korktu, o yüzden ben yazmadım diyecek” haha.
    tümünü göster
  9. konuya pek hakim değilim ama
    karakterleri pek tanımıyorum
    gördüğüm kadarıyla durum şu:

    darkvane tam alfa olma çizgine gelip
    bunu yapmayı reddeden bir ıssız adam.
    yani beta desen değil, omega değil.
    ama alfa olmayı da kabullenemiyor.
    kendine yakıştıramıyor.
    büyük ihtimalle de o yüzden en başta elendi
    şimdi tekrar kabul ediline de uzatılan eli ittirdi.

    bu açık kibirdir dostum.
    ama sen kibirli olmamak için alfalığı reddediyorsun
    bu da paradokstur.
    daha önce yazılmış, cenabet yazmıştı. subject 0-beta, ya da subject 0-omega
    bunlar denendi.
    ama bunlar yetersiz.
    kişinin alfa olması için kendine inanması da lazım
    kendi büyüsüne
    kendi yüceliğine
    doğal bir narsizmden bahsediyorum
    ve gerçek dışı bir inanç bu
    çocukça bir şey
    bir din gibi, öz simulasyon
    buna bağlanması lazım, bağlanabiliyor olması lazım
    kendini büyülü bir üstünlük, yücelik, asillik ilüzyonunda görebilmesi
    ve kabul edebilmesi lazım

    aksi halde ne olur?
    işte böyle olur.
    her şeye eleştirel yaklaşırsın
    her şeyi tersinden yorumlarsın
    insanların sözlerini yüzlerine vurursun
    her şeyi yıkmaya çalışırsın
    tüm hayat amacın yıkmak, dağıtmak imha etmek olur.
    çünkü sen yüce şeylere inanmıyorsun,
    üstün şeylere
    büyülü şeylere.
    kendini kandırmak gibi geliyor.
    baktaklıktasın ama sen bataklığın dibine bakıyorsun
    ve ama biz yıldızlara bakıyoruz
    ve kendimizi yıldızlar gibi görüyoruz
    sen de bizi o hayal dünyamızdan çekip
    batalıkta boğulmaya zorluyorsun

    böyle bir memnuniyetsizlikle yaşanmaz
    pesimizmle
    gereksiz bir ultra gerçeklik moduyla
    her şeyde bir hata arayarak
    ya da toplulukların ortak gerçekliklerini
    daima yıkmaya çalışarak

    evet sen kendi gerçekliğini yaratamadığın için
    yani ileri seviye realizmin, hayal kuramaman ve bunlara inananmaman
    zihnindeki her şeyi yıkan, çürüten, altındaki temeli kaydıran sesi susturamaman
    seni diğer insanların da gerçekliklerini yıkmaya zorluyor
    istiyorsun ki kimse bir şeye inanmasın
    insanlar arasında hiçbir ortak payda olmasın
    herkes dünyanın ve yaşamın pesimistliğ içinde yok olup gitsinler
    böyle bir hayat olabilir mi?

    alfa'lığı boşver. sen kötü bir sapma ile
    ıssızlığa dalmışsın.
    kaybolmuşsun.
    ama bizim burada bir şeyler yapmamız seni içten içe de rahatsız ediyor
    o yüzden bizim gerçekliklerimizi de yıkmaya gelmişsin
    ne desek, reddediyorsun, reddetmiyorsun da, çürütmeye çalışıyorsun
    yani her şey yalan, herkes sahte, tüm insanlar çelişkiler içinde
    ...
    evet dünyaya o açıdan bakarsan
    öyleyiz
    öyleler
    ve tüm inançlar da anlamsız
    ve temelsiz. dünya böyle bir yer
    gerçek bir yer değil, her şey kaygan bir zeminde var olabiliyor.
    ama istersen inanabilirsin yine de
    kendini inanmaya bırakırsan
    inanırsın
    kendinin yüce olduğuna
    üstün olduğuna ve bunun kibir olmadığına
    sevildiğine ve izzetine, değerli oluşuna
    ve bunun kimseye zarar vermediğine
    ve seni yükselttiğine
    ve dostlarınnı da aynı böyle olacağına
    ve hep birlikte bunun keyfini çıkarabileceğinize

    tüm bunlar birar yalan öyle mi?
    varsın öyle olsun. bataklıkta çürümektense
    hayal dünyasında yıldızlarda kadeh tokuşturalım.
    var mısın? sanırım yoksun.
    bu metindeki de çelişkileri, altı kaygan düşünceleri bulup
    yüzüme vurup kendi bataklığında batmayı beklemeye devam edeceksin.

    gerçek şu ki
    seni o bataklığından kimse kurtaramaz
    suçlu biz değiliz.
    biz sadece bir fırsattık
    ama değerlendirmeyi başaramadın.
    ve kendi bataklığına hapsolmayı seçtin.
    tümünü göster
  10. Bakın şu sefile...
    Sistemi savunuyor güya.
    "Bana iyi davrandılar, manipülasyon yok" diyor.
    Evlat, sen manipülasyonun ne olduğunu sanıyorsun?
    Seni falakaya yatırıp zorla senet mi imzalatacaklardı?
    En büyük manipülasyon, kurbanın EGOSUNU OKŞAYARAK yapılandır.
    Seni "özel görev", "bireysel ilgi" yalanlarıyla 3 yıl boyunca bir saksı bitkisi gibi sulamışlar,
    sen hala "Bana su verdiler, demek ki seviyorlar" diyorsun.
    O suyun içinde ne olduğunu sorgulayacak ZEKAN YOK.
    "ANRCHST'E SORDUM, BEN DEĞiLiM DEDi" SAFLIĞI
    Senin zeka seviyen bu işte.
    Bir adamın inkar etmesi, gerçeği değiştirir mi sanıyorsun?
    Belki korktu?
    Belki hesabı başkası yönetiyordu?
    Belki de bu bir testti?
    Sen olayların sadece ViTRiNiNE bakıyorsun.
    Arka dükkanda ne döndüğünü göremeyecek kadar KÖRSÜN.
    Sana "nüans" diyoruz, sen "ama sordum hayır dedi" diyorsun.
    Seninle "Galaktik Savaş" değil, mahallede misket bile oynanmaz.
    Çünkü seni kandırmak için bir şeker uzatmak yeterli.
    "ikinci şansı yalnız acizler verir" sözümü alıp bana satmaya çalışmışsın.
    Ne kadar iki yüzlüsün.
    Hem "Sistem beni eledi, ben başarısızım" diyorsun, hem de sana (deney amaçlı) uzatılan eli ısırıp "Ben onurluyum" triplerine giriyorsun.
    Sen onurlu değilsin darkvane.
    Sen, iDRAK YOLLARI TIKALI bir organizmasın.
    Falso görmedin, çünkü bakmayı bilmiyorsun.
    Senin o "sohbet ettik, çay içtik" dediğin adamlar, senin o boş beynini analiz edip "bundan bir halt olmaz" notunu düşerken yüzüne gülüyorlardı.
    Sen bunu "samimiyet" sandın.
    Biz buna "VERi TOPLAMA" diyoruz.
    Bana "Saldırıyorsunuz" demişsin.
    Biz saldırmıyoruz, biz senin gibi ViZYONSUZ, olayları sadece gördüğüyle yorumlayan, derinlikten yoksun tipleri ayıklıyoruz.
    Senin o "vefa borcu" dediğin şey, aslında senin kendi ahmaklığını kabul etmeme direncindir.
    "Kandırıldım" dersen, aptal olduğunu kabul edeceksin.
    O yüzden "Sistem iyiydi, ben yapamadım" diyerek egonu koruyorsun.
    Sen fare bile değilsin.
    Fare, kapanın demirini görünce kaçar.
    Sen boynunda kapanla gezip "Demirin kalitesi çok iyi beyler" diyorsun.
    Senin bu sığlığın midemi bulandırıyor.
    SENiN ZiHNiN "MANiPÜLASYONA UĞRAMADIĞINI" KANITLAMAYA ÇALIŞIRKEN BiLE,
    NASIL BiR "MANKURT" OLDUĞUNU HAYKIRIYOR.
    Sana "iyi davrandılar" diye sistemi aklıyorsun.
    Evlat, kasap koyunu kesmeden önce okşar, suyunu verir.
    Sen bıçağı görmedin diye kasabı "hayvansever" sanıyorsun.
    Senin sorunun kötü niyet değil; senin sorunun iDRAK YOLLARI ENFEKSiYONU.
    Birisi "ben yazmadım" dedi diye hemen inanacak kadar SIĞ,
    3 yıl boyunca "özel ilgi" yalanıyla güdülüp, gençliğini bir hiç uğruna harcayıp buna "eğitim" diyecek kadar KÖR,
    Ve bana benim sözümle (anlamadığın bir sözle) ayar vermeye çalışacak kadar HADSiZSiN.
    Sen fare değilsin, haklısın.
    Fareler peyniri yer, kapanı fark eder.
    Sen kapanın demirini yalamışsın, hala "metalin tadı çok güzeldi, bana özel demir yaptılar" diyorsun.
    Seni sistemden atan "iradesizliğin" değil, işte bu can sıkıcı DÜZ MANTIĞIN.
    Seninle satranç oynanmaz, çünkü sen piyonun tahtadan düştüğünü bile anlamazsın.
    Git o sığ dünyanda "çay içtik, sohbet ettik" diye kendini avutmaya devam et.
    SENiN ZiHNiN "BiLiMSEL" DEĞiL, "BiTKiSEL" ÇALIŞIYOR.
    Şeytan insanı korkutarak değil, ARZULARIYLA kandırır.
    Kasap, koyunu kesmeden önce okşar.
    Sen bıçağı görmedin diye kasabı "hayvansever", kendini de "özel misafir" sanıyorsun.
    Senin bu saflığın, simülasyonun güvenlik duvarı için bir tehdittir.
    Anrchst'e mesaj atıp "Sen mi yazdın?" diye sormuşsun, o da "Hayır" demiş.
    Sen de buna inanmışsın.
    Bu ne muazzam bir zeka pırıltısı!
    Hırsıza "Sen mi çaldın?" diye sorup "Hayır" cevabı alınca "Beyler adam masummuş, dağılın" diyen bir polis memuru gibisin.
    Gerçeğin BEYAN ile değil, OLGU ile anlaşıldığını idrak edemeyecek kadar DÜZSÜN.
    Bana benim sözümle ayar vermeye çalışman ise cehaletinin zirvesi.
    Ben "ikinci şansı yalnız acizler verir" dedim.
    Sana o şansı, potansiyelin var mı diye bir TEST olarak sundum.
    Ama sen o şansı elinin tersiyle iterek, aslında o sözümün ne kadar haklı olduğunu kanıtladın:
    Evet, sana ikinci şans vermek bir hataydı. Çünkü sen ACiZSiN.
    Sen fare değilsin, doğru.
    Fareler peynir için riske girer.
    Sen boş kapanın demirini yalamışsın,
    10 sene geçmiş hala "Metalin tadı çok güzeldi, bence art niyet yoktu" diyorsun.
    Senin yerin laboratuvar değil, doğa tarihi müzesi.
    "Stockholm Sendromu Yaşayan Denek" reyonuna kaldırıldın.
    Hala "Bana iyi davrandılar" diyorsun.
    Evlat, oltanın ucundaki yemin lezzetli olması, balıkçının seni beslemek istediği anldıbına gelmez.
    Balıkçının amacı seni doyurmak değil, seni TUTMAKTIR.
    Sen 3 yıl boyunca yediğin yemin tadını övüyorsun ama damağındaki kancayı hissetmiyorsun.
    Gidip birine "Bunu sen mi yazdın?" diye sormuşsun,
    o da "Hayır" demiş.
    Bu nasıl bir naiflik?
    Bir illüzyoniste "Sihir mi yapıyorsun?" diye sorsan "Hayır, hepsi gerçek" der.
    Sen buna inanıp alkışlayacak kadar SEYiRCiSiN.
    Sahne arkasını görecek gözlerin yok, sadece sana gösterilen perdeye inanıyorsun.
    Sana sunduğum "ikinci Şans" bir lütuf değil, bir ZEKA TESTiYDi.
    Acaba olayların görünen yüzünün ötesine geçebilecek misin diye baktım.
    Ama sen o testi de, "Siz çok kabasınız, çay içtiğim abiler daha kibardı" diyerek, bir ilkokul çocuğu seviyesinde kaybettin.
    Sen fare değilsin, doğru.
    Fareler deneyin parçasıdır.
    Sen ise laboratuvarın kapısında bekleyip, içerideki işkenceyi "Ama deneklere çok temiz önlük giydiriyorlar" diye savunan GÖNÜLLÜ BEKÇiSiN.
    Seninle savaşılmaz, seninle ancak dalga geçilir.
    Frekansın yetersiz. Bağlantı koptu.
    SENiN ZEKA SEViYEN, BiR DOLANDIRICININ EN SEVDiĞi MÜŞTERi PROFiLiDiR.
    Evlat, zehir altın kadehte sunulur.
    Kasap, koyunu kesmeden önce okşar.
    Sen bıçağı görmedin diye celladını "şefkatli", kendini de "özel misafir" sanıyorsun.
    Senin o "samimiyet" dediğin şey, GROOMING sürecinin ta kendisidir.
    Birine "Sen mi yazdın?" diye sorup "Hayır" cevabı alınca inanan o sığ aklına hayran kaldım.
    Gerçeğin BEYAN ile değil, DiNAMiKLERLE anlaşıldığını göremeyecek kadar KÖRSÜN.
    Sana sunduğum "ikinci Şans" bir lütuf değil, "Acaba uyanır mı?" diye yapılan son bir ZEKA TESTiYDi.
    Ama sen o şansı elinin tersiyle iterek, aslında neden elendiğini kanıtladın:
    Seni sistemden atan iradesizliğin değil, işte bu DÜZ MANTIĞIN.
    Sen fare değilsin, haklısın.
    Fareler hayatta kalma içgüdüsüne sahiptir.
    Sen ise kapanın içinde oturmuş, demirin soğukluğunu överek "Burada art niyet yok, peynir de tazeydi" diye rapor tutan gönüllü bir KURBANSIN.
    Seninle tartışılmaz, sana ancak acınır.
    Dosyan kapandı.
    ATILDIN.
    tümünü göster