-
Kendini sabote etmesi üzerine son dönemde bazı kişisel çıkarımlarım oldu. Onlardan bahsedeceğim. Muhtemelen bodoslama ve biraz karmaşık bir yazı olacak.
Örnek olarak doğrudan kendimi vereceğim ama olayın özü aslında birçok insan için aynı.
Buradaki birçok kişinin bildiği üzere fiziksel bir sakatlığım var. Ailem beni bu durum hissettirilmeden, sadece sevgiyle büyüttü. Aslında bu tamamen iyi niyetle yapılan güzel bir davranıştı. Ancak sakatlığımın hayatın doğal bir parçası olduğu öğretilerek değil de adeta yok sayılarak hissettirilmemesi, ilerleyen yıllarda birçok problem yaşamama sebep oldu. Yine de bunun tamamen iyi niyetle yapılmış bir yaklaşım olduğunu bildiğim için kimseyi suçlamıyorum.
Buna rağmen özellikle ilkokul ve ergenlik döneminde maruz kaldığım akran zorbalığı nedeniyle bu durumu fazlasıyla kafaya takmaya başladım. Bu noktada insan zihninin önünde genellikle iki seçenek oluyor: Ya içinde bulunduğu durumun doğada yaşanabilecek oldukça normal bir durum olduğunu fark edip bunun bilinciyle kendisiyle barışık olacak ya da bunu bir eksiklik, bir engel olarak görüp kendisini acının içine sürükleyecek.
insan ikinci seçeneği tercih ettiğinde doğal olarak özgüveninden feragat ediyor. Böyle olunca zaten acı çeken kişi, hayata tutunabilmek için sağlıksız ve sahte bir ego geliştiriyor. Bende bu durum, kendimi herkesten daha zeki ve bu yüzden daha üstün görmeye başlamam şeklinde ortaya çıktı.
Bu olduğunda ise doğal olarak kişinin enerjisine, beden diline, sözlü ve yazılı iletişimine de yansıyor. Biriyle iletişim kurarken karşı taraf üstten bir tavır sergiliyorsa ve bu tavır tamamen tutarsız, çarpık bir yerden geliyorsa, bunun adı konulamasa bile rahatsız ediciliği hissediliyor. Böyle olunca iletişim de doğal olarak sağlıksız bir şekilde sonuçlanıyor.
iletişim sağlıksız sonuçlandığında ise kişi, bunun sebebini yine kendisinin herkesten daha zeki olmasına ve karşı tarafın onu anlayamamasına bağlıyor. Ya da sakatlığından dolayı karşı tarafın böyle davrandığını düşünüyor. Böylece farkında olmadan kendisini daha da karmaşık, içinden çıkılması zor bir paradoksun içine sürüklüyor.
Hâlbuki belki de herhangi bir şeyin arkasına saklanmadan, tamamen olduğu gibi karşısındaki insanla iletişim kursa, çok iyi anlaşabilecek iki kişi olmalarına rağmen bunu daha en başından kendisi engellemiş oluyor. Farkında bile olmadan kendi kendini sabote ediyor. Ne kadar boktan bir durum...
Mesela kalabalık bir ortama girdiğimde ya da BT7 ile saha yaparken inanılmaz gerilirdim ve bunu hep sakatlığıma bağlardım. Bacağım sakat olmasa böyle hissetmeyeceğimi düşünürdüm. Hatta bunu kendime itiraf etmeye bile korkuyordum.
Dahası, herhangi bir fiziksel engeli olmayan insanların da bu tarz düşüncelere kapılabileceğini hiç düşünmezdim. Oysa mesele tamamen kafa yapısıyla ilgiliymiş. Hiçbir fiziksel sorunu olmayan, hatta birçok açıdan avantajlı özelliklere sahip insanlar bile aynı düşünce biçimi yüzünden kendi kendilerini baltalayabiliyor. Yakın zamanda fark ettim ki olayın özü fiziksel durum değil, kişinin kendisiyle gerçekten barışık olup olmamasıymış.tümünü göster