• bugün (2)
  1. Kendini sabote etmesi üzerine son dönemde bazı kişisel çıkarımlarım oldu. Onlardan bahsedeceğim. Muhtemelen bodoslama ve biraz karmaşık bir yazı olacak.

    Örnek olarak doğrudan kendimi vereceğim ama olayın özü aslında birçok insan için aynı.

    Buradaki birçok kişinin bildiği üzere fiziksel bir sakatlığım var. Ailem beni bu durum hissettirilmeden, sadece sevgiyle büyüttü. Aslında bu tamamen iyi niyetle yapılan güzel bir davranıştı. Ancak sakatlığımın hayatın doğal bir parçası olduğu öğretilerek değil de adeta yok sayılarak hissettirilmemesi, ilerleyen yıllarda birçok problem yaşamama sebep oldu. Yine de bunun tamamen iyi niyetle yapılmış bir yaklaşım olduğunu bildiğim için kimseyi suçlamıyorum.

    Buna rağmen özellikle ilkokul ve ergenlik döneminde maruz kaldığım akran zorbalığı nedeniyle bu durumu fazlasıyla kafaya takmaya başladım. Bu noktada insan zihninin önünde genellikle iki seçenek oluyor: Ya içinde bulunduğu durumun doğada yaşanabilecek oldukça normal bir durum olduğunu fark edip bunun bilinciyle kendisiyle barışık olacak ya da bunu bir eksiklik, bir engel olarak görüp kendisini acının içine sürükleyecek.

    insan ikinci seçeneği tercih ettiğinde doğal olarak özgüveninden feragat ediyor. Böyle olunca zaten acı çeken kişi, hayata tutunabilmek için sağlıksız ve sahte bir ego geliştiriyor. Bende bu durum, kendimi herkesten daha zeki ve bu yüzden daha üstün görmeye başlamam şeklinde ortaya çıktı.

    Bu olduğunda ise doğal olarak kişinin enerjisine, beden diline, sözlü ve yazılı iletişimine de yansıyor. Biriyle iletişim kurarken karşı taraf üstten bir tavır sergiliyorsa ve bu tavır tamamen tutarsız, çarpık bir yerden geliyorsa, bunun adı konulamasa bile rahatsız ediciliği hissediliyor. Böyle olunca iletişim de doğal olarak sağlıksız bir şekilde sonuçlanıyor.

    iletişim sağlıksız sonuçlandığında ise kişi, bunun sebebini yine kendisinin herkesten daha zeki olmasına ve karşı tarafın onu anlayamamasına bağlıyor. Ya da sakatlığından dolayı karşı tarafın böyle davrandığını düşünüyor. Böylece farkında olmadan kendisini daha da karmaşık, içinden çıkılması zor bir paradoksun içine sürüklüyor.

    Hâlbuki belki de herhangi bir şeyin arkasına saklanmadan, tamamen olduğu gibi karşısındaki insanla iletişim kursa, çok iyi anlaşabilecek iki kişi olmalarına rağmen bunu daha en başından kendisi engellemiş oluyor. Farkında bile olmadan kendi kendini sabote ediyor. Ne kadar boktan bir durum...

    Mesela kalabalık bir ortama girdiğimde ya da BT7 ile saha yaparken inanılmaz gerilirdim ve bunu hep sakatlığıma bağlardım. Bacağım sakat olmasa böyle hissetmeyeceğimi düşünürdüm. Hatta bunu kendime itiraf etmeye bile korkuyordum.

    Dahası, herhangi bir fiziksel engeli olmayan insanların da bu tarz düşüncelere kapılabileceğini hiç düşünmezdim. Oysa mesele tamamen kafa yapısıyla ilgiliymiş. Hiçbir fiziksel sorunu olmayan, hatta birçok açıdan avantajlı özelliklere sahip insanlar bile aynı düşünce biçimi yüzünden kendi kendilerini baltalayabiliyor. Yakın zamanda fark ettim ki olayın özü fiziksel durum değil, kişinin kendisiyle gerçekten barışık olup olmamasıymış.
    tümünü göster
  2. Bu durumla beraber işin daha enteresan, zihnin daha karanlık mahzenlerinde yaşanan ilginç bir boyutu da var.

    Psikolojide cinselliğin terapötik amaçlarla kullanılabildiği bazı yaklaşımlar var. Ben de bunu yakın zamanda edindiğim farkındalıklar sonucunda araştırırken öğrendim.

    Cinsellik sırasında partneri tarafından (buradaki en önemli nokta, partnerinin tamamen güven duyduğu ve yanında rahat hissettiği biri olması; aksi takdirde ters tepme ihtimali de oldukça yüksek) kişinin kendisinde eksiklik ya da sorun olarak gördüğü şeyin hem fiziksel hem de sözlü olarak yüzüne vurulması... Bu iyi bir yerden de olabilir, kötü bir yerden de. Hedeflenen şey ise kişinin normalde utandığı, problem olarak gördüğü tarafını ve o tarafla ilgili duygularını ön plana çıkarırken, aynı anda cinsellikten aldığı hazla bunu birleştirmek. Böylece o kısmıyla da kabul gördüğünü ve o kısmıyla beraber de zevk alabildiğini hissedip bir nevi kendisini kabullenmesi amaçlanıyor.

    Ben de çok uzun bir dönem bu şekilde bir cinsel hayat yaşadım. Özellikle bunun kötü bir yerden geliyor olması, içten içe beni rahatsız eden bir durumdu. Ama o an yaşanan hazdan dolayı, sonrasında ne kadar rahatsız olsam da bunu bir türlü bırakamıyordum. Resmen bir bağımlılığa dönüşmüştü. "Neden böyle?" diye düşünmekten kafayı yiyecek noktaya gelmeme rağmen bir türlü cevabını bulamıyordum. Ta ki yukarıda bahsettiğim farkındalığa ulaşana kadar.

    Yine çetrefilli ve kişinin kendi kendisini bir şekilde baltalayabildiği bir olay.

    Doğrusu bu yazıyı nasıl bir kapanışla bağlayacağımı bilmiyorum. Sadece paylaşmak istedim.

    Hatta bundan aylar önce, altın dişi olduğunu düşündüğüm bir kadından bahsetmiştim. O dönem BT7'nin sormasına rağmen nedenini bilmiyorum, üzerine bir şey yazmamıştım. Dönüp bakınca, bu farkındalıklara ulaşmamda onun da doğrudan ve dolaylı bir katkısı var
  3. elahın aşkına git bunu kancıkta yaz yauw... sil bunu oraya gönder.

    bt7'yi büyük yazmana gerek yok evlat, zaten göz alıyor amunaçakim.
    güldüm.
  4. yauw qardashım, elinnne siqine sağlık... güldüm.

    neyse bu son olsun.
    yauw burası bana sevgili astrodan miras qaldı vicdanım el vermez.
    bah, son olsun ha ymniemie quran ataram seni... güldüm.
  5. tamam lan silme qalsın, bu qalsın ki gelecek olana ibret yaparız...
    baktık beni ibret almıyor, tersten girerizxdxddxddx

    sesli güldüm.

    hayırlı sabahlar beşkanxde